reklam
reklam

SON DAKİKA

Bugün Gazetesi
Gül Çörüş

Uçurumun Kıyısında Bir Sınır Deneyimi Olarak İntihar Girişimi

Uçurumun Kıyısında Bir Sınır Deneyimi Olarak İntihar Girişimi
Bu haber 28 Mart 2019 - 14:10 'de eklendi ve 314 kez görüntülendi.

Ölmek

Bir sanattır, diğer her şey gibi.

            Eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi.

Lady Lazarus, Sylvia Plath

Evet! Çağdaş Amerikan şiirinin unutulmaz isimlerinden Plath ustaca yapar bu işi. Girişimi, bebek bakıcısının eve geleceği saate uygundur. O saatte binanın dış kapısını açmak üzere alt komşunun uyanık olup olmayacağı bir gece öncesinden kontrol edilmiş ve olumlu yanıt alınmıştır. Tüm bunlara ilaveten elinde doktorunun telefonunun yazılı olduğu bir kağıt da vardır. Ancak, kimi şanssızlıklar zedeler bu ustalığı: muhtemelen son bir umut olarak terapistinden beklediği randevu mektubu, postacının hatası sonucu yanlış adrese bırakılmıştır (mektup ölümünden bir-iki gün sonra adresine ulaşır); uzun uzun çalınmasına rağmen açılmayan bina kapısı, zilde adı da bulunmadığından, bebek bakıcısının doğru adrese geldiğine dair kuşku duymasına yol açmış ve bu kuşku onu, epeyce zaman alacak bir eyleme, bir telefon bularak adresi kontrol etmeye yöneltmiştir; ağır işitme problemi yüzünden gürültüleri duymayan alt komşu, sızan gazın etkisiyle geç uyandığından dış kapıyı belirttiği saatte açamamış ve bu da aynı adrese geri dönen bebek bakıcısının bir süre daha binaya girememesine neden olmuştur. Bakıcı, saatler sonra, Plath’in dairesine, bir gece öncesinin planlarıyla değil, yalnızca zorlu tesadüflerin eseri olarak ulaştığında ise iş işten geçmiştir. Henüz 9 yaşındayken yaşadığı baba kaybının bir yıl sonrasında gelen “kaza” olarak nitelediği ilk intihar girişimi, on yıl sonrasında dört düzineyi aşkın uyku ilacı yutmasının ardından tamamen bir tesadüf sonucu kurtulduğu “geri dönmeme kararlılığı”ndaki ikinci girişimi ve yine on yıl sonrasında bu kez eşinden ayrılmasını takip eden üçüncü girişimi, nihayetinde, ölümde kastettiği ustalığa eriştirmiştir onu.

Plath’in kaybında da görüldüğü üzere, temelde, yalnızlık,  engellenmişlik, ümitsizlik, çaresizlik ve kızgınlık hisleriyle örülü, ölmekten çok, dayanılmaz nitelikteki emosyonel acıya “dur” deme amaçlı bir “yardım çağrısı” olan  intihar girişimi, kimi kez kazayla, kimi kez de anlık bir kararla tamamlanmış bir intihara dönüşebileceğinden, her zaman için inkâr edilemez ve geri dönülemez bir sınır deneyimi olarak ölüm riskini bünyesinde barındırır. Bir çok intihar girişimi bu sınıra ulaşmadan önce sıklıkla işaret vermesine rağmen, yaygın inanışların bu işaretleri değerlendirmedeki yetersizliği, ne yazık ki, etkin müdahale şansını da azaltmaktadır. Kendilerini öldürecekleri tehdini savuranların bunu asla yapmayacakları ya da öncesinde böyle bir girişimi bulunanların bunu yinelemeyecekleri söz konusu yaygın yanlış inanışların başında gelir. Oysa ki, yinelenen intihar girişimleri, kendi içinde adeta paradoksal bir yan taşır: Daha önce ölmeyi denemiş bir kimsenin, aynı noktaya tekrar gitme olasılığı, bunu hiç denememiş birinden daha yüksektir. Başka bir ifadeyle, intihar girişimi, derine dalmak gibidir: Ilk sefer en zor olanıdır ve buna rağmen denemiş olmak ciddiyetin yanı sıra yineleme -daha derine dalma- riskinin de göstergesidir. Diğer göstergeler arasında, fiziksel alanda, iştah ve uyku alışkanlıklarında (uykunun artması ya da azalması) değişim, kronik baş ve mide ağrıları, menstrual düzensizlikler, enerji kaybı, madde kullanımı ve buna bağlı fiziksel semptomlar; bilişsel alanda intihar hakkında konuşma, okuma, yazma, yöntemlerine dair bilgi toplama, akademik performansta ani düşüş, kendi hakkında olumsuz yorumlarda bulunma gibi farklılaşmalar; duygusal alanda apatik görünüm ya da üzüntülü ve ümitsiz görünme, günlük faaliyetlere ilginin kaybolması, derin depresyondan aniden sakinliğe geçiş (bu sakinlik intihar girişiminde bulunmaya karar vermiş olmadan kaynaklanabilir), aile ve arkadaşlardan uzaklaşma, ani kişilik değişiklikleri (beklenmeyen şekilde içe çekilme, agresif davranma, mizaç değişimleri gösterme); davranışsal alanda kendini yaralayıcı hareketlerde bulunma, yüksek risk taşıyan aktivitelere katılma, değerli kişisel eşyalarını sağa sola dağıtma gibi değişimler yer alır.

Bu değişimlerin ardında yatan ve intihara ilişkin nedensel süreçleri oluşturan değişkenlere göz atıldığında ise ;

  • kişilerarası ilişkilerde (özellikle eşler arasında) yaşanan güçlükler,
  • iş, okul, ev, yaşanan yere dair problemler/kayıplar,
  • çocuklarla yaşanan sorunlar,
  • ekonomik zorluklar,
  • öz-değerin yitirilmesi, kişisel beklentilerin azalması/kaybolması,
  • girişimin bir kaç ay öncesinde meydana gelen yaşam olayları (eşten ayrılma, sevilen bir kimsenin kaybı, değerli bir ilişkinin sona ermesi v.b.),
  • algılanan ve/veya yaşantılanan fiziksel, emosyonel, cinsel, sosyal istismar ya da bir istismar çeşidi olarak ihmal edilme,
  • eşlik eden psikiyatrik tabloların varlığı (depresyon, kişilik bozuklukları, alkol-ilaç bağımlılığı v.b.),
  • ergenlerde kız ya da erkek arkadaşlarıyla yaşadıkları sorunlar, aileleriyle olan problemler dikkati çeken ana unsurlar olarak ortaya çıkar.        
  •    

Gibbs (1972, içinde Palmer, 1972), bir toplumdaki bozuk sosyal ilişkilerin, o populasyonda görülen intihar eğilimiyle doğru orantı taşıdığını ve intihar kurbanlarının, diğer kimselerden farklı nitelikte bozuk bir sosyal ilişki geçmişine sahip olduklarını varsayar. Gibbs’e göre, ebeveynin, eşin ya da çocuğun kaybı, ayrılık, boşanma, işsiz kalma ya da işe dair değişimler, sevgi bağlarının sona ermesi, yaşam koşullarının değişimi bozuk sosyal ilişkilere verilebilecek örneklerden yalnızca bir kaçıdır. Palmer’a göre, intihar eğilimi taşıyan kişinin geçmişindeki olası ağır sosyal kayıplar onu kayba karşı daha duyarlı kılar, bu durum engellenme eşiğini düşürür ve anne-baba, arkadaş, kardeş gibi sahip olduğu modellerin yitimi dünyasının istikrar ile istikrarsızlık arasında seyreden bir karışım halini almasına yol açar. Sonuçta, intihar riski taşıyan kişi, önemli olan diğerlerinin yarın da yanında bulunup bulunmayacağını sürekli sınar hale gelir. Zira geçmiş deneyimleri, dayanak aldığı önemli kimselerin bir andan diğerine kaybolabileceğini ona göstermiştir. Öyleyse, diğerlerinin yarın da orada olacağı konusunda tümüyle katılım beklemesi doğaldır. Eğer onlar orada olacaklarsa, o da orada olacaktır. Diğerlerinin orada bulunacağına dair kesin bilginin olmayışı, onu kompulsif bir şekilde bu bilgiyi edinmeye yönlendirir. Ancak, gerçek dışı bir beklentiyi sınadığı bu takıntılı çaba, diğerlerinin ondan uzaklaşmasına yol açar ve bir kez daha içinde kimsenin kalmadığı bir kayıp yaratır. Palmer’ın varsaydığı bu yapı, Freud’un, travmatik geçmişi olan kimselerin, bu geçmişleri üzerinde kontrol kazanmak üzere, travmayı obsesif bir şekilde yinelemelerini ifade eden “tekrarlama kompulsiyonu” kavramını çağrıştırmaktadır. Işte, belki de, bireyin travmatik geçmişi, bir anlamda kaderi üzerinde kontrol sağladığı biricik cevaptır intihar, kendini tekrarlayan bu ilişki örüntülerinin arasında.

Bilişsel kuram yukarda belirtilen adlandırmaları kullanmamakla beraber temelde benzerlikler taşıyan bir açıdan yaklaşır intihara. Bilişsel kuramda, tekrarlama kompulsiyonu, “öğrenilmiş çaresizlik” paradigmasına bırakır yerini. Tekrarlama kompulsiyonu çaresizlik yinelemesinden öte bir davranış biçimi değilse eğer, kuramların kısmi benzerlikleri de kendiliğinden ortaya çıkar. Bilişsel yaklaşıma göre, intihar girişiminde bulunanların ortak nitelikleri arasında, özellikle kişilerarası ilişkilerdeki problem çözme becerilerinin düşüklüğü, intiharı kriz hallerinde duruma bağlı bir çözüm olarak görme eğilimlerinin varlığı veya adeta bir vasıf niteliğine büründürerek bir sorun çözme biçimine dönüştürmeleri, hep-hiç tarzındaki mutlâkiyetçi düşünme biçimlerinin, bilişsel katılığın ve alana bağımlı tutumlarının mizaçlarıyla olan ilişkisi dikkati çeker. Mizaçtaki depresif dalgalanmaya eşlik eden ümitsizlik, gelecek hakkında kötümserlik ve düşük benlik değeri de tabloya eklendiğinde, intihar girişiminde bulunan kimsenin bilişsel, duygusal ve davranışsal üçlüsü kabaca ortaya çıkarılmış olur.   

intihar psikolojisi ile ilgili görsel sonucu
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA